📱 İçerikleri yanında taşımak ister misin? Şua mobil uygulaması ücretsiz.
Uygulamayı İndir →
Sponsor 25 Yıllık Tecrübe, Dijital Güç ERP · RPA · Yapay Zekâ Çözümleri kokluce.net
🌙 SUNNAH.COM (ONENESS, UNIQUENESS OF ALLAH (TAWHEED))

“…And to Musa (Moses) Allah spoke directly.”

📖 Sunnah.com (Oneness, Uniqueness of Allah (Tawheed))
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ، عَنْ شَرِيكِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ لَيْلَةَ أُسْرِيَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ مَسْجِدِ الْكَعْبَةِ أَنَّهُ جَاءَهُ ثَلاَثَةُ نَفَرٍ قَبْلَ أَنْ يُوحَى إِلَيْهِ وَهْوَ نَائِمٌ فِي الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ، فَقَالَ أَوَّلُهُمْ أَيُّهُمْ هُوَ فَقَالَ أَوْسَطُهُمْ هُوَ خَيْرُهُمْ‏.‏ فَقَالَ آخِرُهُمْ خُذُوا خَيْرَهُمْ‏.‏ فَكَانَتْ تِلْكَ اللَّيْلَةَ، فَلَمْ يَرَهُمْ حَتَّى أَتَوْهُ لَيْلَةً أُخْرَى فِيمَا يَرَى قَلْبُهُ، وَتَنَامُ عَيْنُهُ وَلاَ يَنَامُ قَلْبُهُ وَكَذَلِكَ الأَنْبِيَاءُ تَنَامُ أَعْيُنُهُمْ وَلاَ تَنَامُ قُلُوبُهُمْ، فَلَمْ يُكَلِّمُوهُ حَتَّى احْتَمَلُوهُ فَوَضَعُوهُ عِنْدَ بِئْرِ زَمْزَمَ فَتَوَلاَّهُ مِنْهُمْ جِبْرِيلُ فَشَقَّ جِبْرِيلُ مَا بَيْنَ نَحْرِهِ إِلَى لَبَّتِهِ حَتَّى فَرَغَ مِنْ صَدْرِهِ وَجَوْفِهِ، فَغَسَلَهُ مِنْ مَاءِ زَمْزَمَ بِيَدِهِ، حَتَّى أَنْقَى جَوْفَهُ، ثُمَّ أُتِيَ بِطَسْتٍ مِنْ ذَهَبٍ فِيهِ تَوْرٌ مِنْ ذَهَبٍ مَحْشُوًّا إِيمَانًا وَحِكْمَةً، فَحَشَا بِهِ صَدْرَهُ وَلَغَادِيدَهُ ـ يَعْنِي عُرُوقَ حَلْقِهِ ـ ثُمَّ أَطْبَقَهُ ثُمَّ عَرَجَ بِهِ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا فَضَرَبَ بَابًا مِنْ أَبْوَابِهَا فَنَادَاهُ أَهْلُ السَّمَاءِ مَنْ هَذَا فَقَالَ جِبْرِيلُ‏.‏ قَالُوا وَمَنْ مَعَكَ قَالَ مَعِي مُحَمَّدٌ‏.‏ قَالَ وَقَدْ بُعِثَ قَالَ نَعَمْ‏.‏ قَالُوا فَمَرْحَبًا بِهِ وَأَهْلاً‏.‏ فَيَسْتَبْشِرُ بِهِ أَهْلُ السَّمَاءِ، لاَ يَعْلَمُ أَهْلُ السَّمَاءِ بِمَا يُرِيدُ اللَّهُ بِهِ فِي الأَرْضِ حَتَّى يُعْلِمَهُمْ، فَوَجَدَ فِي السَّمَاءِ الدُّنْيَا آدَمَ فَقَالَ لَهُ جِبْرِيلُ هَذَا أَبُوكَ فَسَلِّمْ عَلَيْهِ‏.‏ فَسَلَّمَ عَلَيْهِ وَرَدَّ عَلَيْهِ آدَمُ وَقَالَ مَرْحَبًا وَأَهْلاً بِابْنِي، نِعْمَ الاِبْنُ أَنْتَ‏.‏ فَإِذَا هُوَ فِي السَّمَاءِ الدُّنْيَا بِنَهَرَيْنِ يَطَّرِدَانِ فَقَالَ مَا هَذَانِ النَّهَرَانِ يَا جِبْرِيلُ قَالَ هَذَا النِّيلُ وَالْفُرَاتُ عُنْصُرُهُمَا‏.‏ ثُمَّ مَضَى بِهِ فِي السَّمَاءِ فَإِذَا هُوَ بِنَهَرٍ آخَرَ عَلَيْهِ قَصْرٌ مِنْ لُؤْلُؤٍ وَزَبَرْجَدٍ فَضَرَبَ يَدَهُ فَإِذَا هُوَ مِسْكٌ قَالَ مَا هَذَا يَا جِبْرِيلُ قَالَ هَذَا الْكَوْثَرُ الَّذِي خَبَأَ لَكَ رَبُّكَ‏.‏ ثُمَّ عَرَجَ إِلَى السَّمَاءِ الثَّانِيَةِ فَقَالَتِ الْمَلاَئِكَةُ لَهُ مِثْلَ مَا قَالَتْ لَهُ الأُولَى مَنْ هَذَا قَالَ جِبْرِيلُ‏.‏ قَالُوا وَمَنْ مَعَكَ قَالَ مُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم‏.‏ قَالُوا وَقَدْ بُعِثَ إِلَيْهِ قَالَ نَعَمْ‏.‏ قَالُوا مَرْحَبًا بِهِ وَأَهْلاً‏.‏ ثُمَّ عَرَجَ بِهِ إِلَى السَّمَاءِ الثَّالِثَةِ وَقَالُوا لَهُ مِثْلَ مَا قَالَتِ الأُولَى وَالثَّانِيَةُ، ثُمَّ عَرَجَ بِهِ إِلَى الرَّابِعَةِ فَقَالُوا لَهُ مِثْلَ ذَلِكَ، ثُمَّ عَرَجَ بِهِ إِلَى السَّمَاءِ الْخَامِسَةِ فَقَالُوا مِثْلَ ذَلِكَ، ثُمَّ عَرَجَ بِهِ إِلَى السَّمَاءِ السَّادِسَةِ فَقَالُوا لَهُ مِثْلَ ذَلِكَ، ثُمَّ عَرَجَ بِهِ إِلَى السَّمَاءِ السَّابِعَةِ فَقَالُوا لَهُ مِثْلَ ذَلِكَ، كُلُّ سَمَاءٍ فِيهَا أَنْبِيَاءُ قَدْ سَمَّاهُمْ فَأَوْعَيْتُ مِنْهُمْ إِدْرِيسَ فِي الثَّانِيَةِ، وَهَارُونَ فِي الرَّابِعَةِ، وَآخَرَ فِي الْخَامِسَةِ لَمْ أَحْفَظِ اسْمَهُ، وَإِبْرَاهِيمَ فِي السَّادِسَةِ، وَمُوسَى فِي السَّابِعَةِ بِتَفْضِيلِ كَلاَمِ اللَّهِ، فَقَالَ مُوسَى رَبِّ لَمْ أَظُنَّ أَنْ يُرْفَعَ عَلَىَّ أَحَدٌ‏.‏ ثُمَّ عَلاَ بِهِ فَوْقَ ذَلِكَ بِمَا لاَ يَعْلَمُهُ إِلاَّ اللَّهُ، حَتَّى جَاءَ سِدْرَةَ الْمُنْتَهَى وَدَنَا الْجَبَّارُ رَبُّ الْعِزَّةِ فَتَدَلَّى حَتَّى كَانَ مِنْهُ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى فَأَوْحَى اللَّهُ فِيمَا أَوْحَى إِلَيْهِ خَمْسِينَ صَلاَةً عَلَى أُمَّتِكَ كُلَّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ‏.‏ ثُمَّ هَبَطَ حَتَّى بَلَغَ مُوسَى فَاحْتَبَسَهُ مُوسَى فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ مَاذَا عَهِدَ إِلَيْكَ رَبُّكَ قَالَ عَهِدَ إِلَىَّ خَمْسِينَ صَلاَةً كُلَّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ‏.‏ قَالَ إِنَّ أُمَّتَكَ لاَ تَسْتَطِيعُ ذَلِكَ فَارْجِعْ فَلْيُخَفِّفْ عَنْكَ رَبُّكَ وَعَنْهُمْ‏.‏ فَالْتَفَتَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلَى جِبْرِيلَ كَأَنَّهُ يَسْتَشِيرُهُ فِي ذَلِكَ، فَأَشَارَ إِلَيْهِ جِبْرِيلُ أَنْ نَعَمْ إِنْ شِئْتَ‏.‏ فَعَلاَ بِهِ إِلَى الْجَبَّارِ فَقَالَ وَهْوَ مَكَانَهُ يَا رَبِّ خَفِّفْ عَنَّا، فَإِنَّ أُمَّتِي لاَ تَسْتَطِيعُ هَذَا‏.‏ فَوَضَعَ عَنْهُ عَشْرَ صَلَوَاتٍ ثُمَّ رَجَعَ إِلَى مُوسَى فَاحْتَبَسَهُ، فَلَمْ يَزَلْ يُرَدِّدُهُ مُوسَى إِلَى رَبِّهِ حَتَّى صَارَتْ إِلَى خَمْسِ صَلَوَاتٍ، ثُمَّ احْتَبَسَهُ مُوسَى عِنْدَ الْخَمْسِ فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ وَاللَّهِ لَقَدْ رَاوَدْتُ بَنِي إِسْرَائِيلَ قَوْمِي عَلَى أَدْنَى مِنْ هَذَا فَضَعُفُوا فَتَرَكُوهُ فَأُمَّتُكَ أَضْعَفُ أَجْسَادًا وَقُلُوبًا وَأَبْدَانًا وَأَبْصَارًا وَأَسْمَاعًا، فَارْجِعْ فَلْيُخَفِّفْ عَنْكَ رَبُّكَ، كُلَّ ذَلِكَ يَلْتَفِتُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلَى جِبْرِيلَ لِيُشِيرَ عَلَيْهِ وَلاَ يَكْرَهُ ذَلِكَ جِبْرِيلُ، فَرَفَعَهُ عِنْدَ الْخَامِسَةِ فَقَالَ يَا رَبِّ إِنَّ أُمَّتِي ضُعَفَاءُ أَجْسَادُهُمْ وَقُلُوبُهُمْ وَأَسْمَاعُهُمْ وَأَبْدَانُهُمْ فَخَفِّفْ عَنَّا فَقَالَ الْجَبَّارُ يَا مُحَمَّدُ‏.‏ قَالَ لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ‏.‏ قَالَ إِنَّهُ لاَ يُبَدَّلُ الْقَوْلُ لَدَىَّ، كَمَا فَرَضْتُ عَلَيْكَ فِي أُمِّ الْكِتَابِ ـ قَالَ ـ فَكُلُّ حَسَنَةٍ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا، فَهْىَ خَمْسُونَ فِي أُمِّ الْكِتَابِ وَهْىَ خَمْسٌ عَلَيْكَ‏.‏ فَرَجَعَ إِلَى مُوسَى فَقَالَ كَيْفَ فَعَلْتَ فَقَالَ خَفَّفَ عَنَّا أَعْطَانَا بِكُلِّ حَسَنَةٍ عَشْرَ أَمْثَالِهَا‏.‏ قَالَ مُوسَى قَدْ وَاللَّهِ رَاوَدْتُ بَنِي إِسْرَائِيلَ عَلَى أَدْنَى مِنْ ذَلِكَ فَتَرَكُوهُ، ارْجِعْ إِلَى رَبِّكَ فَلْيُخَفِّفْ عَنْكَ أَيْضًا‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَا مُوسَى قَدْ وَاللَّهِ اسْتَحْيَيْتُ مِنْ رَبِّي مِمَّا اخْتَلَفْتُ إِلَيْهِ‏.‏ قَالَ فَاهْبِطْ بِاسْمِ اللَّهِ‏.‏ قَالَ وَاسْتَيْقَظَ وَهْوَ فِي مَسْجِدِ الْحَرَامِ‏.‏

Enes bin Malik anlatıyor: Allah Resulü (ﷺ) Mescid-i Haram'dan (Mekke) Kabe'den yolculuğa çıkarıldığı gece: Kendisine vahiy gelmeden önce (rüyasında Mescid-i Haram'da uyurken) üç kişi geldi. İçlerinden biri dedi ki: "Bunlardan hangisi?" Ortadaki (ikinci) melek şöyle dedi: "O, onların en hayırlısıdır." Son (üçüncü) açı ise, "En iyilerini al" dedi. O gece oldu ve o, başka bir gece gelip (Feth-ül-Bari Sayfa 258, Cilt 17) onları gördü, gözleri uykudaydı ama kalpleri uykuda değildi; bu yüzden melekler, onu taşıyıp Zemzem kuyusunun yanına koyana kadar onunla konuşmadılar. Cebrail (vücudunun bir kısmını) boğazı ile göğsünün ortası (kalp) arasını keserek göğsünden ve karnından çıkardı ve vücudunun içini temizleyene kadar kendi elleriyle Zemzem suyuyla yıkadı, sonra içinde iman ve hikmet dolu bir altın tas getirilerek Cebrail'in göğsünü ve boğazındaki kan damarlarını doldurdu ve sonra onu (sandığı) kapattı. Cennet ehli "Kimdir?" diye sordu. "Muhammed" dediler. "Çağırıldı mı?" dediler. "Evet" dediler. Bunun üzerine Cennet ehli onun gelişinden memnun oldular ve Allah'ın Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e yeryüzünde ne yapacağını bilmiyorlardı. Cebrail, Peygamber'e şöyle dedi: "O senin babandır, ona selam ver." Adem de selamına karşılık verdi ve şöyle dedi: "Hoşgeldin ey oğlum! Sen ne güzel evlatsın!" En yakın semada iken, "Bu iki nehir nedir ey Cebrail?" diye sordu Cebrail, "Bunlar Nil ve Fırat'ın kaynaklarıdır." Kıyısında inci ve zümrütten yapılmış bir saray bulunan başka bir nehir gördü, elini nehre soktu ve onun misk gibi çamurunu buldu, "Bu nedir ey Cebrail?" Cebrail şöyle dedi: "Bu, Rabbinin senin için sakladığı Kauthar'dır." Sonra Cebrail (onunla birlikte) ikinci semaya yükseldi ve melekler, "Kim o?" diye sordular. "Kim yanında?" "Muhammed" dedi. "Evet" dediler. Sonra "Hoş geldin" dediler. Sonra Peygamber (s.a.v) ile birlikte üçüncü semaya çıktılar ve melekler, birinci ve ikinci semadaki meleklerin söylediklerinin aynısını söylediler. Sonra onunla birlikte dördüncü semaya yükseldiler ve onunla birlikte beşinci semaya çıktılar. Sonra onunla birlikte altıncı semaya çıktı, onlar da aynısını söylediler; sonra o da onunla birlikte yedinci semaya çıktı ve onlar da aynısını söylediler: Her semada isimlerini andığım ve ikinci semada İdris'i andığım peygamberler, dördüncü semada Harun, altıncı semada İbrahim ve yedinci semada Musa Allah ile doğrudan konuşma imtiyazından dolayı şöyle dedi: "Ya Rabbi! Cebrail, onunla (Peygamber) birlikte, mesafesini ancak Allah'ın bildiği bir mesafe kadar yükseldi, ta ki (ötesinden hiçbir kimsenin geçemeyeceği) Sünnet Ağacı'na ulaştı ve sonra Azrail ve Celâl-i Mutlak olan, O, iki yay boyu veya (hatta) yaklaşıncaya kadar yaklaştı ve yaklaştı. (Onun, Peygamber'e yaklaşıp yaklaşanın Cebrail olduğu söyleniyor. (Kader-Bari Sayfası) 263, 264, Cilt 17) Allah'ın o zaman ona vahyettiği şeyler arasında şunlar vardı: "Bir gün ve bir gecede ümmetine elli namaz farz kılındı." Sonra Hz. Peygamber (s.a.v.) Musa'yla karşılaşıncaya kadar indi ve Musa onu durdurdu ve sordu: "Rabbin sana ne vaad etti?" Musa dedi ki: "Sizin takipçileriniz bunu yapamaz; Geri dön ki, Rabbin sana da, onlara da azaltsın." Bunun üzerine Peygamber (s.a.v), sanki bu konuda onunla istişarede bulunmak istiyormuş gibi Cebrail'e döndü. Cebrail ona fikrini bildirdi ve şöyle dedi: "Evet, eğer dilersen." Bunun üzerine Cebrail onunla birlikte Dayanılmaz'a yükseldi ve o yerinde iken şöyle dedi: "Ya Rabbi, ümmetimin bunu yapamayacağı için yükümüzü hafiflet." Bunun üzerine Allah onun için on namaz mahsup etti ve Musa'ya döndü, Musa onu tekrar durdurdu ve onu geri göndermeye devam etti. Farz namazlar beş vakite ininceye kadar Rabbine yöneldi. Sonra namazlar beşe inince Musa onu durdurdu ve şöyle dedi: "Ya Muhammed! Vallahi ben ümmetim Beni İsrail'i bundan daha azını yapmaya ikna etmeye çalıştım ama onlar bunu yapamadılar ve vazgeçtiler. Ancak senin ümmetin beden, kalp, görme ve işitme bakımından daha zayıftır; o halde Rabbine dön ki, yükünü hafifletsin." Peygamber (ﷺ) öğüt almak için Cebrail'e yöneldi ve Cebrail buna karşı çıkmadı. Bunun üzerine onunla birlikte beşinci kez yukarıya çıktı. Peygamber (ﷺ) şöyle buyurdu: "Ya Rabbi, benim ümmetimin bedenleri, kalpleri, işitmeleri ve yapıları zayıftır, o halde yükümüzü hafiflet." Bunun üzerine Dayanılmaz şöyle dedi: "Ya Muhammed!" Peygamber şöyle cevap verdi: "Lebbeyk ve Sa'daik." Allah buyurdu ki: "Benden gelen söz değişmez, o halde sana Ana Kitap'ta emrettiğim gibi olur." Allah ekledi: "Her iyiliğe on kat sevap verilir, dolayısıyla Ana Kitap'ta elli namaz vardır, ancak sen sadece beşini kılacaksın." Bize her iyiliğin on katını verdi." Musa şöyle dedi: "Vallahi! Beni İsrail'in bundan daha az gözlem yapmasını sağlamaya çalıştım ama bundan vazgeçtiler. Artık Rabbine dön ki, yükünü hafifletsin." Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ey Musa! Allah'a yemin ederim ki Rabbime defalarca dönmekten çekiniyorum." Bunun üzerine Cebrail şöyle dedi: "Allah'ın adıyla in." Peygamber (s.a.v.) daha sonra Mescid-i Haram'da iken uyandı.

Sunnah.com (Oneness, Uniqueness of Allah (Tawheed))

Sponsor 25 Yıllık Tecrübe, Dijital Güç ERP · RPA · Yapay Zekâ Çözümleri kokluce.net

Benzer Hadisler

"Ebu Hureyre anlatıyor: Peygamber (ﷺ) şöyle dedi: "Adem ve Musa birbirleriyle tartıştılar ve Musa şöyle dedi: 'Sen, soyunu cennetten çıkaran Adem'sin.' Adem dedi ki: "Sen, Allah'ın..."

— Sunnah.com (Oneness, Uniqueness of Allah (Tawheed))

"Enes anlatıyor: Allah Resulü (ﷺ) şöyle buyurdu: "Mü'minler kıyamet gününde toplanacaklar ve şöyle diyecekler: 'Rabbimiz katında bize şefaat edecek birini arayalım ki, bizi bu yerim..."

— Sunnah.com (Oneness, Uniqueness of Allah (Tawheed))